Bir sistem kurmadığınız her gün çocuklarınızın geleceğini tesadüflere bırakıyorsunuz. Her gün ofisinizin kapısından giriyorsunuz, işleri toparlıyorsunuz, kararlar alıyorsunuz. Ama farkında mısınız, kurduğunuz düzen sadece sizin enerjinizle dönüyor? Gün gelir siz elinizi eteğinizi çekmek istediğinizde ya da uzaklaştığınızda, o düzen de tökezlemeye başlar. Bu noktada durup düşünmeniz gerekir. Zira artık sistem kurmak bir tercih değil, adeta bir zorunluluk.
Sistem size ne kazandırır?
Birçok patron zaten işler yürüyor diye kendini işin içinde zanneder. Fakat çoğu zaman yürüyen şey sistem değil, patronun kendisidir. Siz geri çekildiğinizde aksayan, duran ya da dönüp dolaşıp yine size gelen bir yapı, aslında kurulmuş sayılmaz. Sistem kurmak kontrolü kaybetmek değildir; kontrolü görünür, paylaşılabilir ve sürdürülebilir hale getirmektir.
- Siz olmadan da iş yürür
Her şey size bağlıysa bir sistemden bahsedilemez. Siz çekildiğinizde duran yapı, aslında hiç kurulmamış demektir. Doğru kurulan sistem, siz geri çekilseniz bile çalışmaya devam edecek sistemdir. - İçeride düzen, dışarıda güven
Rol, yetki ve sorumluluk belli olduğunda belirsizlik azalır. İçerideki çatışmalar daha kolay yönetilir, dışarıya karşı da güven veren bir yapı oluşur. - Gelecek ve itibar korunur
Devir teslim rastlantıya bırakılmaz. Hangi sorumluluğun kime, ne zaman ve hangi şartlarla geçeceği önceden bellidir. Böylece şirket, kurucunun varlığına bağımlı kalmadan yoluna devam eder; ailenin emeği, markanın ağırlığı ve yıllar içinde kazanılan saygınlık korunur.
Böyle bir düzende her sabah aklınızda dertle değil, gelecek planlarıyla uyanırsınız. Aileniz, şirkette tartışmak yerine aile sofrasında buluşur. Çocuklarınız, soyadlarıyla değil başardıklarıyla anılır. Şirketiniz ise yalnızca bugün kazanan değil, geleceğe taşınabilen bir aile şirketine dönüşür.
Nereden Başlamalı?
Sanırım ne kazanacağınızı görebiliyorsunuz. Bir de nereden başlayacağınız meselesi var. Yanlış bir şekilde başlarsanız, yaptığınız her şey kısa sürede üzerinize yük bindirir.
Kurumsallaşma önce patronun kararıyla başlar. Bir gün bakarız denilen yerde sistem kurulmaz. Tepe irade bu geçişi gerçekten sahiplenmelidir.
- İlk iş, şirketin günlük gerçeklerini görünür hale getirmektir. Kayıt yoksa yönetim de zayıf kalır. Müşteri, satış, tahsilat, stok ve iş akışı takip edilmeden şirket büyük ölçüde sezgiyle yönetilir.
- Ardından basit ama çalışan bir düzen kurulmalıdır. Herkesin her işe baktığı yerde sistem oluşmaz. Kimin hangi işten sorumlu olduğu, hangi kararı alabileceği ve kime rapor vereceği belli olmalıdır.
- İşler kişilerin alışkanlıklarına değil, tekrar edilebilir kurallara bağlanmalıdır. Kritik işler için süreçler ve temel prosedürler yazılmadığında, her yeni çalışanla şirket neredeyse baştan kuruluyor gibi olur.
- Dijitalleşme burada vitrin işi değil, takip aracıdır. Başlangıçta pahalı yazılımlar gerekmez. Asıl mesele kayıt, görev, stok, satış ve tahsilat gibi temel konuların düzenli izlenebilmesidir.
- Ölçüm ve raporlama sistemi kurulmadan yönetim güçlenmez. Rakam yoksa performans da, sorun da, gelişim alanı da kişisel kanaatlere göre değerlendirilir.
- Güven tek başına yetmez; kontrol sistemi de gerekir. İç kontrol ve denetim olmadığında küçük hatalar, kayıplar ve gevşeklikler zamanla şirketin olağan işleyişine dönüşür.
Bu temel adımlar oturmadan yönetim kurulu, aile anayasası veya halefiyet gibi daha üst konular çoğu zaman kâğıt üzerinde kalır. Önce işin günlük düzeni sisteme bağlanmalı; şirket büyüdükçe yönetişim, aile düzeni ve kuşak geçişi bu temel üzerine kurulmalıdır.
Nereden başlayıp hangi adımların ne aşamada atılması gerektiği konusunda daha detaylı bilgi edinmek için kurumsallaşmanın adımları makalemi okuyabilirsiniz.
Sistem kurmak neden zordur?
Çünkü mesele teknik değil, alışkanlıktır. Patron bırakmak istemez, ekip sorumluluk almak istemez. Herkes mevcut düzenle devam etmeyi tercih eder. Bu yüzden sistem kurmak bilgiyle değil, disiplinle ilerler.
Sahada sürekli gördüğüm en kritik nokta ise şu: Patronumuzun kendisi sistem içinde çalışmaya alışmamış. Asıl direnç de burada oluşuyor.
Birçok aile şirketinde asıl sorun çalışan eksikliği değil, tüm kararların dönüp dolaşıp yine patrona gelmesidir. Eğer şirket büyüdükçe yük azalmak yerine sürekli üzerinize biniyorsa, muhtemelen bir patron darboğazı oluşmuştur. Bu yapının neden oluştuğunu ve nasıl çözülebileceğini detaylı görmek için patron darboğazı nasıl çözülür yazısını inceleyebilirsiniz.
Sistem kurarken en sık karşılaştığım sorular
Sistem kurmak ne kadar sürer?
Süre değil disiplin belirler. Doğru başlarsanız ilk sonuçları 6 ayda ile 1 sene arasında görürsünüz, ama sistemin oturması senelere yayılır.
Küçük şirketler sistem kurabilir mi?
Evet. Hatta küçükken kurulmaya başlanan sistem, büyüdüğünüzde yaşanacak karmaşayı önler.
Sistem kurmak için büyük yatırımlar gerekir mi?
Hayır. Başlangıçta pahalı yazılımlar değil, doğru alışkanlıklar ve basit araçlar yeterlidir.
Patron sistemin dışında kalmalı mı?
Hayır. Patron sistemin üstünde değil, içinde çalışmayı öğrenmelidir.
Aile anayasası sistem kurmanın parçası mı?
Evet, ama son aşamada. İş sistemi kurulmadan yapılan aile anayasası çoğu zaman işlemez. Çünkü önce sistem içinde, kurallarla çalışma alışkanlığı oluşmalıdır.
Bir şirketi kurmak ve büyütmek büyük iştir, ama onu yaşatmak ayrı bir ustalık ister. Siz zaten o emeği verdiniz. Şimdi o emeği güvenli bir yapıya bağlama zamanı. Çünkü…
“Bir sistem kurmadığınız her gün, çocuklarınızın geleceğini kaybediyorsunuz”
Bu sistemin gerçekten kurulup sürdürülebilir hale gelmesi, sahada uygulanan ve disiplinle devam eden bir yapı gerektirir.
Bu yapının nasıl kalıcı hale getirildiğini daha geniş çerçevede görmek isterseniz, aile şirketleri danışmanlığı ile kurumsallaşmada kalıcı başarı nasıl sağlanır yazısını inceleyebilirsiniz.





